Mimar gözüyle : : Bektaş Mimarlık İşliği - Cengiz Bektaş


Geyre Köyü yakınlarında bulunan Karya'nın başkenti Afrodisyas yeryüzünün sanat, kültür özeğiydi. Eskil çağın en önemli yontu (heykel) okuluydu. Bundan 18 yıl önce Afrodisyas'a yapılan müze yetmeyince, ek bir müze yapılması gerekti. Ek müzede ise o dönemin dokusuna uyduğu için klinker kullanıldı.

     

Cengiz Bektaş


Denizli'nin Tavas ilçesinden (eski Yarengüme) Aydın'ın Karacasu İlçesi'ne giden yolun üzerinde Karacasu'ya 13 km. kala Geyre Köyü vardı. Geyre Köyü gene var; ama eski yerinden 2-3 km. Karacasu'ya daha yakın bir yerde... Yeni bir köy...
"Eskisine ne oldu?"
Yeni yerine kaydırıldı...
Neden?
Çünkü altında Karya'nın başkenti Afrodisyas vardı. Kimselerin de bilgisi yoktu bundan.

1950'lerin sonunda bir gün fotoğraf ustamız Ara Güler oralarda yolunu yitirdi. Sonunda, gece ulaştığı bir ışık, Geyre köyünün kahvesinin (eski Deveciler Hanı) ışığıydı. Orada geceledi... Masa yerine kullanılan birkaç eskil (antik) taştan ilginç bir yerde olduğunu anlamıştı.

Ertesi gün gördüklerinin coşkulu şaşkınlığı içinde bütün filmlerini bitirdi. Uluslararası dergilerde yayınlandı bu fotoğraflar. New York Üniversitesi'nden Prof. Dr. Kenan Erim yaşamının bundan sonra çizeceği yolu gördü bu fotoğraflarda.

Bir çağlarda bilinen yeryüzünün sanat, kültür özeğiydi Afrodisyas. Eskil çağın en önemli yontu (heykel) okuluydu. Kazılarla, bana göre eskil çağın en önemli kentsel oylumlar kenti olan Afrodisyas usul usul ortaya çıkmağa başladı. İki agorası, tiyatrosu, odeonu, hamamı, bazilikaları, tapınağı, stadyumu ile... Kenan Erim'in en son kazıp ortaya çıkardığı bir başka önemli yapı da Sebastion'du.

Bir yolun iki yanına yerleştirilmiş üçer katlı iki yapı yalnızca yontular için yapılmıştı... Bir bakıma bir tapınaktı. Yer katında dükkan gibi oylumlar vardı. Üst katların birinde Roma imparatorlarının, ötekinde mitoloji konularının yontuyla anlatımları yer alıyordu.

Afrodisyas'da bundan 18 yıl önce bir müze yapılmıştı. Ama çok küçüktü. Daha sonra yapılacak büyük müzenin yerine, eskisine ek bir müze yapılması; burada Sebastion yontularının sergilenmesi kararlaştırılmış; Kültür Bakanlığı, Anıtlar Kurulu da onaylamıştı bu kararı...

Geyre Vakfı bu ek yapının tasarımını önce İtalyan asıllı Amerikalı mimar Cesar Pelli'den istedi... O yeni bir müzeyi, ama İtalyan Rönesans biçeminde bir yapı olarak tasarlamış. Oysa Afrodisyas'ın bilinebilen 5000 yıllık geçmişinin ancak 200 yılı Roma egemenliğinde geçmiş. Cesar Pelli'nin tasarımından caymış Geyre Vakfı. Sonra Londra'daki bir mimarlık takımından istemişler bir öneri... Onu da beğenmemişler...

Geyre Vakfı sonunda bu işin tasarımını benden istedi. Tasarım konusu önemliydi. Temel soru şuydu: Geçmişin izlerine hiç dokunmadan, onları koruyarak nasıl bir yapı gerçekleştirilebilir?

Önce bakanlığın ilgili birimlerinin onayı ile yerini belirledim yapının... Sonra o alanda arkeolojik kazı yapıldı. Çok önemli olmayan Roma, Bizans döneminden duvarlar bulundu. Bunlar çizildi önce. Sonra buna göre çelik bir yapı tasarlandı. Sergilenecek, yaklaşık 3, 5 ton ağırlığındaki mermer yapıtlar (kabartmalar, yontular) özel tasarımla yapılmış bir araçla (devingen yük demektir bu) yapı bittikten sonra içeriye taşınacaktı...

Kısacası çelik kesitleri çok güçlü tutulacaklardı. Yapı, kazıklar üzerine oturtulacak biçimde düşünüldü. Kazıklar hiçbir duvar kalıntısına denk gelmeyecek, hiçbir ağaca dokunmayacak biçimde yerleştirildi. Sebastiona, yontulara uygun olan 180 cm aralıklı çelik ayaklar, 5, 40 m açıklığı geçen çelik kirişlere oturtuldu. Böylece havada yüzen yapının altına girilip her şey görülebiliyor.

Dış duvar, yerli (Çanakkale Seramik' in bizim için özel ürettiği ölçülerde) klinker, ardında sırasıyla hava boşluğu, ısı, nem yalıtımları, gene hava boşluğu, alçıpan olarak tasarlandı.

Yapının ışık dağılımı Yıldız Teknik Üniversitesi'nin ilgili biriminde incelendi. Benim seçtiğim yol uygun bulundu. Tüm yapı 2007'nin Ekim'inde 7 ay içinde bitirildi...

AÇIK HAVA MÜZELERİ

Yeni yapı yerleşme biçimiyle, eski yapıyla arasında, üç açık alan tanımladı. Bu alanlardan birincisinde belki de ilk kez bir lahit (Sarkophaj) müzesi oluşturuldu.

İkincisinde, pitos (küp)'lar sergilendi; üçüncüsünde de gladyatör kabartmaları...

Daha sonra eskil çağdaki yaşamı anlatan (örneğin çocuk oyunlarını) düzenlemeler yapabilmek düşümüz var şimdi de...

KLİNKER BEKLENTİLERİMİ KARŞILADI

Daha önce yurtdışında tanıdığım "klinker"in yurtta da yapıldığını öğrenince üreticisi Çanakkale Seramik'e başvurdum. İstediğim ölçülerde üretebileceklerini öğrenince hiçbir boya kullanmadan bir örnek yapmalarını istedim. Gelen örnek iyiydi. Uyguladık. Bugüne dek bir sorun çıkmadı.

Başarılı, mutlu eden bir sonuca ulaştık. Klinker sonradan çıkabilecek bakım, onarım, sorunlarını çözümleyen, dayanıklı bir gereç... Bunun için kullanmak istedim.

Gerçekten üzerinden bir kış geçmesine karşın, rengiyle, oranlarıyla, dayanıklılığıyla, onarım istememesiyle, zorunlu kalınarak parçaların değiştirilmesine olanak vermesiyle beni tatmin etti.

 

Haber Arşivi 
Anket
Çanakkale Seramik & Kalebodur’ un dış cephede uygulanan ürünleri arasında en çok hangisini/hangilerini tercih ediyorsunuz?
*Birden fazla seçenek işaretleyebilirsiniz.
Kalesinterflex
Klinker
Porselen Karo
Diğer
Sayfayı arkadaşıma göndermek istiyorum:
Sizin Bilgileriniz
İsim: Soyad:
E-Mail:
Arkadaşınızın Bilgileri 1
İsim: Soyad:
E-Mail:
Arkadaşınızın Bilgileri 2
İsim: Soyad:
E-Mail:
Arkadaşınızın Bilgileri 3
İsim: Soyad:
E-Mail: